KAÇ SLOGANLIK MÜSLÜMANSIN?
- Ahmet Arif Kutlu
- 31 Ağu 2021
- 3 dakikada okunur
Kurulan cümleler bile eskisi kadar sahici değil artık, ağızdan çıkan kelimeler zihnin labirentlerinde turlar atmıyor, aksiyon çarkını harekete geçirmiyor. Fiilden uzak, hakikaten ırak cümleler: sloganlar kaplıyor boş duvarları.
Haykırışın amacı, dertlerini bir ayna gibi yansıtmaktadır. Derdinin özünden çıkan alevi sakinleştirmek değil, büyüterek insanların kalbine sıçratmaktır. Çünkü dert büyüdükçe azalır... Fakat sloganların gayesi derdi bir ayna gibi yansıtmak değildir, derdin önüne kafiyeli methiyeler düzerek insanın zihnini cümlede hapsetmektir. Zihin cümlede kalırsa, arka plana atılmış "dert" ile yüzleşemez. Dert ile yüzleşmeyen cümleler aksiyon çarkını harekete geçiremez.
MÜSLÜMANIN DERTLİ ÇAĞRISI; HAYKIRIŞ!
Müslüman'a gelen ilk emirdir: "oku"
Nasıl oku? "Yaradan Rabbin'in adıyla oku"
Haykırışta kalbini okur insan, gönlü ne diyorsa dilinde o biter. Yalan yoktur, her şey hakikattir. İşte gönlün bir kitap gibi okunduğu haykırışlar "Bismillah" ile başlar "elhamdülillah" ile sona erer.
"Allah'ım, haykırıyorum fakat bil ki senin adını anarak haykırıyorum. Senin adın ile hakikati haykırıyorum. Ve yine bil ki hakikati haykırmaya layık olabildiğim için sana hamd ediyorum!" der haykıran Müslüman... Sahicidir bu sesleniş, önü arkası yoktur, birdir. Kalpten geçen dile uzanır, sözcükler zihinleri sarar ve aksiyon hareketini başlatır.
İşte haykırış; Müslümanın dertli çağrısıdır.
ZİHİNLERİN PRANGASI; SLOGAN!
Sahicilikten uzak çağın seslenişi, sahicilikten uzak olacaktır elbette. Bu çağ aksiyonsuzluk çağıdır. Durgunluk ve hareketsizlik damalarına kadar işlemiştir. Ve bu çağ, televizyon karşısında Kudüs sloganı atan Müslümanların çağıdır. Ne kadar manidardır ki, televizyon da bir reklamdır ve reklamlar başlı başına bir slogandır. Hakikati söylemez, zihinleri hapseder, gerçekliği süslü ve göz alan oluşumların arkasına saklar. Televizyonda benliğini, sloganlarda zihnini esir eden Müslüman; İslâm'ı esaretten kurtarmanın davasını gütmektedir, ne acı...
Zihin, dilden çıkan her sözün yolculuğunu istikamete ulaşıncaya dek takip eder, ona kilitlenir adeta. Ve o kilidi kelimenin yolculuğu tamam oluncaya kadar çözmez... Yolculuğu dilde başlayanın yolculuğu yine dilde biter. Başka gönüllere ulaşamaz. Çünkü gönülden başlamamıştır yolculuk. Gönül, inancın simgesidir. Dil ise inancın aracıdır. Dil aracına, inanç yükünü almadan yola çıkarsan hakikatin gönlünü bulamazsın. İstikametine ulaşamazsın. Kelimeye kitlenmiş olan zihin, yolculuğun bitmesini beklemektedir. Fakat o yolculuğu devam ettirecek inanç yükü yoktur aracın içinde. Yolda kalmıştır bu yüzden. Ve işte zihin artık o içi boş dil aracına esirdir. Sloganlar, inanç yükünü almamış içi boş dil araçlardır.
Sloganlar; cümlelere hapsedilmiş zihinlere prangadır.
MÜSLÜMANIN SLOGANI, MÜSLÜMANIN SLOGANLAŞMASI
Evet, bu çağ televizyon karşısında Kudüs sloganı atan Müslümanın çağıdır. Elbette Müslümanın kurduğu bir çağ değildir. Fakat çağın sloganları ile sloganlaşmış Müslümanın yaşadığı çağdır. Kudüs bir derttir her müminin kalbinde. Fakat İslâm'ın hakiki çağrısı "haykırış" dururken slogan atan Müslümanlar Kudüs'ü dâhî sloganlaştırır.
Haykırışı seçmezler, çünkü o şatafatsızdır, tek derdi inancıdır. Amacı hakikattir, aracı kelimelerdir, edebiyattır. Sloganda ise amaç ve araç yer değiştirmiştir.
Ve yine evet, bu çağ slogan atmayanın Müslüman sayılmadığı bir çağdır. Sloganı bir aksiyon seviyesinde gören, belki de bu yüzden aksiyona geçemeyen Müslümanlar vardır bu devirde. Onlara göre haykırış, reklamın yapılmadığı bir yoldur ve reklamı yapılmayan yolun bir getirisi yoktur.
Onların tek sorunları ve tek soruları vardır:
"Kaç sloganlık Müslümansın?"
Eğer bugün bir slogan attıysan vazifen tamam, bir önemi yoktur davanın yürümesinin ya da yolda kalmasının... Tek dert lafın ağızdan çıkması, birkaç beğeni toplamasıdır.
Düşmanın reklamını kabullenmiş ve fikrini ona esir etmiş bir zihnin de tek gayesi reklam üzerine olacaktır elbette.
SLOGAN GÜNDEMLERE, HAYKIRIŞ TÜM DEMLERE SESLENİR
Reklam ve sloganın asıl amacı insanı bugüne hapsetmektir. Gündemler ile meşgul etmek ve resme asıl çerçeveden bakmasını engellemektir. Resimdeki asıl büyük hatayı göstermezken, insanı "Burada boya sıçramış, burada fırça kaymış" diye ayrıntılara boğmaktadır. Kısacası, gündeme hitap etmektedir.
Fakat, İslâm'ın davası bugüne hapsedilebilecek çapsızlıkta değildir. Bugünde yaşayan, dünü yaşatan, yarınlara taşanların davasıdır. Tüm zamanlara, tüm mekanlara, tüm insanlığa hitap etmektedir. Her zaman resmin tamamına bakmaktadır.
Müslüman'ın asıl çağrısının sesi olan "haykırış" ise tüm zaman ve mekanlara yapılan bir çağrıdır.
Slogan gündemlere, haykırış tüm demlere seslenir.
Evet, davamız İslâm'ın davasıdır. Ve İslâm tüm demlere yapılacak bir çağrıdır, haykırıştır...
O zaman bir kez daha haykıralım tüm zaman ve mekanlara;
Davamız İslam'dır, bu haykırış isyandır!
Çağa isyan,
Bâtıl'a isyan,
Sloganlaşmışlara isyan.
Vesselam...
Comments