BİR TOHUM AT
- Ahmet Arif Kutlu
- 22 Haz 2021
- 2 dakikada okunur
"Sıcak bir yaz günü, bulutlar çekilmiş; semâ yalnızca güneşe kalmıştı. Yapraklarıma vuran rüzgara hasrettim adeta, rüzgar mı yalnızca, ufak bir esinti olsa da ferahlasam diye bakıyordum. Dallarımın altına sığınan kuşlar, gövdeme yaslanmış insanlar... Bu ıssız yaylada, kavurucu güneşin altında tek sığınaklarıydım... Saatler saatleri kovalıyor, güneşin şiddeti git gide artıyordu. Bu sessizliğin içinde insanlardan biri kalktı ayağa ve bağırmaya başladı: 'Bıktım bu ağaçtan, bizi güneşten mahrum bırakıyor; oysa ne hakkı var buna'. Anlam verememiştim tabi bu dediklerine, benim için mi söylüyordu tüm bunları; bu yaz gününde gölgemi onlardan esirgemeyen ben, hak ediyor muydum bu lafları? Birisi daha kalktı ayağa 'Bence de, çıkalım bu ağacın gölgesinden, bizi özgürlüğümüzden etmesine müsade etmeyelim! Hatta bize bunu yapmanın cezasını da çekmeli, keselim bu ağacı!' deyince ne yapacağımı bilemedim, gölgemden çıkmak isteseler onları durduracak değildim fakat anlaşılan o ki başkaydı dertleri. Hepsi birer balta aldılar ellerine, ve o kalın gövdeme saplamaya başladılar; her bir darbe acı veriyordu bana fakat bilmiyorlardı ki sonunda kaybeden onlar olacaktı. Ben yeniden dirilecektim, belki toprağa düşecek bir yaprağımdan, belki bir dalımdan. Belki de kökümden yeniden yükselecektim. Fakat onlar bu ıssız ve sıcak yaylanın ortasında tek bir başlarına kalacaklardı... Yine saatler geçti üstünden, balta darbelerinin ardı arkası kesilmiyordu. Ve son bir vuruş: yere yıkılan ihtişamlı gövdem. Biten bir hikaye değildi benim ki; her yıkılışım dirilişime bir hazırlık!
Hürriyetlerini kısıtlamak suçu ile kestikleri bu koca ağacın gövdesini yerde görünce mutluluktan kahkahalar atmaya başladılar. Çok geçmeden hissetmeye başladılar kavurucu güneşin sıcaklığını. Kimileri bu sıcaklığa dayanamayıp düşüp bayılırken kimileri de bir ağacın gölgesini arayıp durdular bu ıssız yaylada. Az evvel nedensizce düşman oldukları o ağaca şimdi hasretlerdi âdeta fakat tek kurtuluşlarını kendi elleri ile yıkmışlardı. Gölgesizliğe mahkumlardı artık..."
Kurtuluşunu yıkanlar ve kurtuluşunu arayanlar olarak ayrılır insanlar. Kimini yıktığı kurtuluşun ardında bir son bekler, kimi aradığı kurtuluşunu bulamadan göçer bu cihandan. Ne kurtuluşunu arayıp da bulamayan olalım, ne de onu yıkan. Kuran olalım! Bir gölge kuralım, o gölgenin kıymetini bildiğimiz gibi geçtiğimiz yollara da tohum atalım, o tohum büyüsün bir çınar olsun. Çınarın gölgesine insanlar dolsun ve kurtuluş yolunda felâha ulaşamadan göçenlerden olmasınlar... Yürü ve bir tohum at, bir fidan dik, bir umut yeşert; o tohumu ister toprağa at, ister gönlüne. Toprağa atarsan mazlumlara umut olsun, yolda kalmışlara yuva. Gönlüne atarsan hakîkate muhtaçlara; felâhı arayanlara.
Haydi!
Gölge bekleme, gölge ol!
Comments