ALIŞMAK
- Ömer Faruk Sarıtaş
- 9 Eyl 2021
- 1 dakikada okunur
Güne, güneşin yüzüme gelişi ve gözümün kamaşması ile başlamak artık bana zor gelmiyor. Yıllardır güneşin vakti gelince doğup odadan içeri süzülmesine alışmıştım.
Güneş haydi kalk artık dediğin de şeytan ise kalkmaya ne hacet keyfine bak ve yat demesi ile birlikte karamsarlığa düşmek...
Acaba beni bana bıraksalar bir kutup ayısı misali bir kışı hatta ve hatta bir yılı uyuyarak geçirir miydin?
Bilmem.
Belki.
Şeytan görevini yerine getirmişti ama yine de başaramamıştı.
Çünki şeytana ve nefse uyku konusunda yenilmemeye alışmıştım.
Uykudan kalkar kalkmaz o leziz kahvaltının başına oturmak...
Ona da alışmıştım.
Ne kadar bismillah diyip kemiklerin dermansız şekli ile kahvaltıya oturmak zor gelse de.
Ve birde eğitimden uzak ama eğitim veriyoruz dedikleri yere yani "okula" geç kalmamak için hızlı hareket etmeler...
Alışmıştım.
Okuldan nefret etsem de, bana ve bize sadece çok şey öğretmek için hiçbir şey öğretmediklerini anlamış olsam bile alışmıştım.
Eğitimsiz yerden eve doğru yol almak ve de verdikleri anlamsız ödevleri yapmak, kifayetsiz dersleri çalışmak,bilinçsiz bir köle yapan kitapları okumak...
Alışmıştım.
Beni ve bizi, bizden uzaklaştıran kitaplar da olsa okumaya alışmıştım.
***
Alışmak iyisi ile nimet kötüsü ile hikmet bu düsturu ele alarak ilerledim ama iki şeye alışamadım; alışamamaya alışamadım ve de bir kulak ağrısına...
Ha o ne melet şey.
Ha o ne acı şey.
Sanki bir kulaktan sokulan ip diğer kulağa kadar gelmiş ama orada kala kalmış...
Ve sol kulaktan sokulan ip sağ kulağın ucunda bir acı veriyor.
HEYHAT...
Benim adım Eyyüp.
Herşeye doğrusu ile yanlışı ile alışan Eyyüp.
Küçük bir kulak ağrısına alışamadım.
Bana, adaşım Hz. Eyyüp sabrı gerek.
Comments